Logos
http://logos.anatolianrock.com
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Grup Elemanları
 Demolarımız
 Videolarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Bize Ulaşın
 
 
<<Geri 1 - 2 - 3
Cevapla
lodosgrl

Demoların nerdeyse hepsini dinledim.Her biri gerçekten çok iyi kaliteli ve başarılı.Yanlız kim bu logos bu demolar logosamı  EudaimoniAyamı ait sizler kimsiniz ?
Bu mesajın yazıldığı tarih : 10 Şubat 2007 5:36 ÖS
Bu mesaj rahatsız edici
 
siyahjazz3

ODTÜ MÜZİK TOPLULUKLARININ HAFTALIK SİYASET VE AKTÜALİTE DERGİSİ DETONE’NİN EMRE EBETÜRK İLE 2005 TARİHLİ RÖPORTAJI - 4

Rutin olarak sahne aldığınız bir mekan var mı yada olacak mı?

Repertuar müziği yapmıyoruz, yapmayı da düşünmüyoruz. Bu nedenle öyle bir yer yok. Rutin konser de pek güzel olmazdı sanırım. Ama gitaristler dışında herkes bir yerlerde sürekli sahne alıyor. Vokalistimiz sadece bu işle uğraşıyor hatta.
Farklı bir projemiz de var, ve belki biraz zaman alsa da hayata geçeceğine inanıyorum. Daha çok akustik ve daha çok bu toprağın içinden bir şey olacak. Belki ilerde bu projeyle birlikte böyle bir durum olabilir.  

Ankara’daki organizasyonlarda yer alıyor musunuz?

Bir süredir herhangi bir organizasyonda yer alamıyoruz maalesef. Buna geçekten çok üzülüyoruz ve teklifleri reddederken kahroluyoruz. Sadece Ankara’dan değil, sağ olsunlar, bir sürü ilden çağırdılar ve hiçbirine uyduramadık programımızı. Hepsinden tekrar özür diliyorum, mutlaka bir şekilde telafi edeceğimize inanıyorum. Ankara’dakilere katılamıyoruz çünkü gitaristimiz İstanbul’da çalışıyor. Bu yüzden gruba bir gitarist daha almayı düşünüyoruz aslında.

Son olarak, yeni bir kayıt yada albüm planlıyor musunuz ve bunların dışında eklemek istediğin var mı?

Planlıyoruz sayılmaz aslında. Çünkü yeni kayda başladık bile. Şu an 2001-2004 arası parçalarımızı kaydetmeye hazırlanıyoruz. Altyapıları üzerinde son oynamaları yapıyoruz, bu yaz bitebilir belki de. Bunarlı yaparken albüm sözcüğünü düşünemiyorum çünkü istediğim tek şey bir şekilde onları kaydedip insanlara dinletmek. Bundan önceki kaydımızı hiçbir yere, hiçbir şirkete göndermedik. Bundan sonrakileri gönderir miyiz bilmiyorum…
Genelde tekrarladığım bir iki şeyi burada da söyleyebilirim:
Özellikle Türkiye’de rock müzik yapan insanlar için destek çok önemli. Ve bu destek kayırmalar olmadan, içten, yalakalıktan uzak olduğunda anlamlı sadece. Tek çıkarın dinlenebilecek yeni şarkılar olduğunu bilmek ve katkıda bulunabilmek. Seyirci kadar grupların birbirine desteği çok fazla önemli, bu bir yarış olmamalı ve iki üç grupla sınırlı kalmamalı. Kusursuz bir ortam yaratabilmek için önümüzde fazlaca engel var ama en azından sağlam temellere dayalı ilişkiler tutturmaya başlamak güzel olacak... MT bunu çok da güzel başarıyor bence. Değerini bilmeyenler olsa da.

Bütün MT’lilere teşekkürler….  

(siyahjazz3 tarafından 6 Şubat 2007 11:13 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)

Bu mesajın yazıldığı tarih : 6 Şubat 2007 11:13 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
siyahjazz3

ODTÜ MÜZİK TOPLULUKLARININ HAFTALIK SİYASET VE AKTÜALİTE DERGİSİ DETONE’NİN EMRE EBETÜRK İLE 2005 TARİHLİ RÖPORTAJI - 3

Başarılı bir demo kaydı yaptınız, çeşitli nedenlerden dolayı kaydın tamamlanması uzun bir zaman aldı bu süreçle ilgili söyleyeceğin bir şey var?

Teşekkür ederim. Evet, gerçekten de oldukça uzun zaman aldı. Özellikle de parçaların yapıldığı zamanı düşününce… Battle of the Majorland adlı parçayı lisede yapmaya başladım. 98 yılı falan oluyor. Diğerleri de 1999-2001 arası parçalardı aslında. Israrla önce o parçaları kaydetmek, onları paylaşmak istedik. Çünkü, birçok açıdan değişmiş olsak bile, geçmişimizi ve bizi yansıttığına inanıyorduk o parçaların. Bir iki stüdyo denememiz oldu daha önceden. Ama pek memnun kalmadık açıkçası. İyi bir kayıt için de gerçekten sahip olduğumuzun çok üstünde paralar gerekiyordu. Bir türlü babası zengin bir grup elemanına sahip olamadık biz de … Biz de bir miktar deneyim sahibi olduktan sonra, kendin pişir kendin ye fikrine döndük. Evimdeki basit teknolojiyle bu kaydı çıkardık. 28 Şubatta başladık, ağustos sonunda bitti. Eylülde de dağıtıma başladık. Gerçekten yorucu bir süreçti ama çok şey öğrendik diyebilirim. Şu an çok daha iyilerini çıkarabiliyoruz teknik anlamda.
Bu konumda olan ve kayıt yapamayan birçok grup var eminim. Sürekli yinelediğimiz gibi, bence bunu bir alternatif olarak düşünsünler. Elimizden geldiği kadar destek olmaya çalışırız biz de.

Bildiğim kadarıyla şarkı sözlerine önem veriyorsunuz. Şarkı sözlerini kim yazıyor?

Fazlasıyla önem veriyoruz denebilir. Gerçekten bizim için çok değerli sözler ve çok özeniyoruz. Şarkı sözleri benim ya da Özgür’ün. Dikkat ettiğimiz çok fazla şey var yazarken. Bunun üzerine belki sayfalarca yazabilirim ama kısaca özetlemeye çalışacağım.
Birincisi parçanın temasıyla alakalı değil tamamen o temanın aynısı olmasına çalışıyoruz. Parçaya ait olduğunu hissettirmeli söz. Çağımızın, toplumun ya da bizim gerçekliğimiz melodilere nasıl sinmişse, o bütünlüğü sözle zenginleştirmeye çalışıyoruz. Genellikle paralel anlamlarla yüklü oluyor sözler ve temeline belli bir hikayeyi alıyor. İroni her zaman, çok yoğun bir şekilde var. Müziğimizi “kendinden çıkıp kendine dönen” olarak tanımlıyorum belki garip gelse de, ama aynı şeyi sözler için de söyleyebilirim. Diyalektik sanat denen şeyin içine katıyorum eğer fazla boyundan büyük konuşmak gibi olmazsa. Etkilendiğimiz çok sayıda insan var, birkaçını saymak istiyorum: Goethe, Kafka, Lem, Hegel, Nazım… Bu insanların yazdığı her şeyin “şiir gibi” olduğunu düşünüyorum, hepsi şair olmasa da. Helloween’in, In Flames’in ve pek bahsedilmez ama Metallica’nın sözleri çok hoşuma gidiyor. Belli bir kişiliğe odaklanmıyorlar, daha geniş bir gerçekliği yansıtıyorlar ve bunu yaparken sanatın ahengine dokunmuyorlar. Bunalım sözler de değil, bu tarz sözlerden biz de hoşlanmıyoruz, “basit” geliyor açıkçası. Teknik olarak da ahenge, beylik olmayan kafiyelere, özellikle de fonetiğe (örneğin bas-tiz uyumu, prozodi)  dikkat etmeye çalışıyoruz. Sözlere ilgi gösteren insanları çok seviyorum ve paylaşmak gerçekten çok hoşuma gidiyor. Benim için törensel bir şey sözü bitirip birilerine okutmak.

(siyahjazz3 tarafından 6 Şubat 2007 11:12 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)

Bu mesajın yazıldığı tarih : 6 Şubat 2007 11:12 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
siyahjazz3

ODTÜ MÜZİK TOPLULUKLARININ HAFTALIK SİYASET VE AKTÜALİTE DERGİSİ DETONE’NİN EMRE EBETÜRK İLE 2005 TARİHLİ RÖPORTAJI - 2

Yaptığınız müziğin tarzını nasıl adlandırırsın?  

Bu sorunun cevabı gerçekten çok uzayabilir, çünkü tarzımızı söylediğimizde garipseyenler oluyor. EudaimoniA, Melodik Metal yapıyor. Bu kavramlaştırmanın gerekliliği tartışılabilir tabii ki. Ama kimileri, Avrupa kökenli bu kavramı biz uydurmuşuz gibi tepkiler veriyor. Öncelikle şunu söylemeliyim, biz Heavy Metal yapıyoruz ama “Heavy Metal”’in nasıl bir kavram olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bunu özellikle “Heavy Metal” dinleyenler daha iyi anlayacaktır. Bu açıdan bizim parçalarımızda, sürekli bir beşli distorted duvar akorlar ve eşlik eden baslar, ve yine son derece ön planda bir vokal bulamayacaktır dinleyiciler. Aynı şekilde, solo tercihlerimizin de tamamına yakınının “Heavy Metal” sololarından farklı olduğunu görebiliriz. Müziğimizde tüm enstrümanların bir anda, “bir”miş gibi, aynı zamanda ayrı ayrı “çok”muş gibi hissedilmesi amacımız. Birlikte çokluk, çoklukta birlik… Özellikle iki veya daha çok gitar riffinin, klasik armonik polifonisinden çok, bir yerden çıkan, ayrılan, kopan, ara ara yakınlaşan ya da sonra tekrar birleşen bir bütünün parçaları olarak hissedilmesini beklerim. Müzik, konuşma gibidir, ya da şiir gibi. Melodilere cümleler dersek eğer, yerine göre uzun ya da kısa cümleler, bu cümleler içinde sorular ve cevapları bulunur. Bu soru cevap kısmını uzun tutabilmek ayrı bir başarıdır, klasik müziğin “bir” zorluğu da budur aslında. Ama bu cümleler ister kısa, ister uzun olsun, Melodik Metal dediğimiz türde, kendiliğinden akmalıdır. Arkadan davul onu ittirmeden, sürekli eşlik eden duvar seslerin desteğine ihtiyaç duymaksızın. Ve “her” vokal girdiğinde de, müzik nefes alma şansı bulmamalı. Beylik kalıplardan da kurtulmak gerekir, bunlar en azından benimle benzer fikirlerde olan çoğu insanın yüzünü ekşitir, karnını ağrıtır. Bu özellikle, bizim gibi, “müzikte dejavu”yu hedefleyen müzisyenler için özellikle bir tehlikedir. Çünkü bunu yakalamaya çalışırken, kimi zaman o dalga geçtiğimiz “pop” hatta arabesk şarkıların motifleriyle iç içe bulabiliriz kendimizi.. En zoru da bunu hem evrensel, hem de yerel ölçülerde başarmaktır bence.. Sanırım demek istediğimi az çok anlatabildim. “Bu anlattıkların aslında “NWBHM”e de çıkar” diyenler olacaktır, hani çok da haksız sayılmazlar, özellikle çok sesliliğin yapısı hariç tutulursa. Ama bu müziği dinlemeden verilecek bir yorum olur, çünkü müziğin kokusu batı Avrupa’dan ve okyanusun ötesinden çok, Anadolu’yu hissettirecektir. Minörün ve kiplerinin o kararlılığını ve direncini, soğuğa meydan okuyan bir ateşle hissettiren Swedish Melodic Death de, bu açıdan kendimize daha yakın hissettiğimiz bir tür. Ama davuldan tutun, tonlarımıza ve penalama stillerine kadar arada ufak farklar bulabiliriz. Bir de vokal melodileri var tabii ki. Onlar da bu tarzda klasik Heavy Metal’den farklı. Müziğimizin bu tarza da katılamamasının bir nedeni de vokal melodilerimizdir. Biz bu tarza “Melodik Metal” diyeyim, her ne kadar metalin zengin isim ve sıfat tamlamalarından nefret etsek de, bu geç kalmış bir zorunluluk gibi geliyor. Avrupa’da birçok grup bu ismi kullanıyor, her ne kadar benimle aynı şekilde tanımlamıyor olsalar bile.
Bu açıklamaların da yetmemesi doğaldır ilgilenenlere, bunlar önünde sonunda sözcükler. Şunu da biliyorum ki, insanlar örnekler isterler, bir şablon içine koymak, onun üzerine düşüncelerini şekillendirmek isterler. Bunda yanlış hiçbir taraf yoktur bence de.
Bu mesajın yazıldığı tarih : 6 Şubat 2007 11:11 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
siyahjazz3

ODTÜ MÜZİK TOPLULUKLARININ HAFTALIK SİYASET VE AKTÜALİTE DERGİSİ DETONE’NİN EMRE EBETÜRK İLE 2005 TARİHLİ RÖPORTAJI - 1

Kuruluş tarihçenizi kısaca anlata bilir misin?

Özgür’le 1998 yılında, dersanenin tuvaletinde tanıştık. Kısa süre sonra dost olduk, ama müzik alanında bir ortaklaşa çalışma fikri 1999 yılının sonbaharında ODTÜ’de başladı. İlk olarak “El Pueblo Unido Jamás Será Vencido!” adlı parçayı düzenlemek istediğimi söylemiştim, ve aklımdakileri ona göstermiştim. Bir de Call adlı şarkının ana riffini. Onun da hoşuna gitti ve sonra beraber stüdyoda ve evde çalışmaya başladık. Diğer bestelerimizi de ortaya dökünce bir grup kurmaya karar verdik. Sonra grubumuza basçı olarak Can katıldı, bu konuda çok şanslı olduğumuzu hissettirdi ve onu hiç bırakmadık.. Birçok davulcu değiştirdik, iki de vokalist. Şu an Bulut kardeşler bu iki görevi yürütüyor.

Eudaimonia ismini seçmenizin bir hikayesi var mı?

Eudaimonia Yunanca’da ve Latince’de mutluluk anlamına geliyor. Birçok filozofun öğretisinin içinde geçen bir kavram aynı zamanda. Biz Epicuros’un “ödemonya”sından etkilenmiştik. Ama bizim ona verdiğimiz anlam, eşit ve özgür bir biçimde, mülkiyetsiz bir huzur arayışı... Grubun isminin okunuşu da aslında problem oluyor dinleyiciler için. Aslında farklı dillerde benzer ama farklı okunuşları var. Hangisini beğenirlerse onu kullanmalarında bir sorun görmüyoruz
Bu mesajın yazıldığı tarih : 6 Şubat 2007 11:09 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
Forum_Admin

Grup İsmi: Logos
Şehir: Ankara
Kuruluş Yılı: 1999
Yaptığı Türler: Heavy Metal
Grup Sitesi: http://logos.anatolianrock.com
Bu mesajın yazıldığı tarih : 22 Ocak 2007 10:22 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
Cevapla
<<Geri 1 - 2 - 3